NEMLİLİK VE YAĞIŞ

2008-07-21 15:27:00

 

www.cografyalise.com yeni COĞRAFYA sitemiztüm konular güncellenmiş…

NEMLİLİK VE YAĞIŞ 

Yeryüzünde yaşamın en önemli öğelerinden biri olan su, atmosferde katı, sıvı ve gaz halinde bulunur. Su, her derecede gaz haline geçebilir. Sıcaklık 0°C’nin altına düşünce donarak, katı  hale geçer. Bazen de ani sıcaklık değişimleri ile doğrudankatıdan gaz haline veya gaz halinden katı hale geçer (Süblimasyon).

Yeryüzünün 2/3’ünden daha fazla alan kaplayan suyun, meteorolojik olaylar ve iklim üzerinde çok büyük etkisi vardır. Çünkü suyun faz (hal) değişimi atmosferde enerji hareketlerine neden olmakta, belli koşullar altında fırtınalar,  yağışlar  ve hava hareketlerine neden olmaktadır.

Su Döngüsü: Deniz, göl ve diğer kaynaklarından buharlaşan su buharı, yükseldikçe soğur ve yoğunlaşır. Yoğunlaşma, su veya buz zerrelerinden oluşan bulut halinde belirir. Bu zerreler havanın  taşıyamayacağı kadar ağırlaşınca, katı  veya  sıvı halde yağış olarak tekrar yeryüzüne iner.

Yeryüzüne yağış  olarak inen suyun bir kısmı  yüzeysel akışa geçerek    deniz  veya göllere  dökülür.Bir kısmı yeraltına sızarak yeraltı sularını oluşturur.

Diğer bir kısmı  da insan, hayvan ve bitkiler tarafından kullanılırken, bir kısmı  da tekrar buharlaşarak tekrar atmosfere karışır.

 Yeryüzünde su, denizler, karalar ve atmosfer arasında sürekli bir dolaşım halindedir. Bu dolaşıma su döngüsü denir.

Bu döngü bir denge halinde sürekli yinelenip durur ve asla kayıp olmaz.

NEMLİLİK 

Atmosferde gaz halinde bulunan su buharına nem  denir. İklim ve yaşam üzerinde çok önemli etkisi olan su buharının atmosfer içindeki oranı ortalama % 2’dir. Ancak yere, sıcaklığa ve zamana göre, oranı %0 ila %5 arasında değişen bir gazdır.

Atmosferdeki nemin kaynağı, deniz, okyanus, göl ve topraktaki suyun buharlaşması ve bitkilerin terleme yoluyla atmosfere verdikleri su buharıdır. Sıcaklık ile buharlaşma arasında doğru orantı vardır. Su  her derecede buharlaşır  ancak sıcaklık arttıkça buharlaşma artar. 

Su buharlaşırken çevreden sıcaklık  alır  ve bu sıcaklığı içinde tutar. Buna gizli ısı  denir. Su buharı  tekrar yoğunlaşarak sıvı  hale döndüğünde, gizli enerji açığa çıkar. Bu enerjinin bazı  meteorolojik olaylar üzerinde önemli etkileri vardır. Havadaki nem miktarını ölçen alete higrometre denir. 

Nem, sıcaklığı dengeleyici bir özelliğe sahiptir. Aşırı ısınma ve soğumaya engel olur.Yıl boyunca güneş ışınlarını  dik ve dike yakın açılarla alan Ekvator çevresi, Dünya’nın en sıcak bölgesi olması  gerekirken; nem oranının fazlalığı  bu durumu engellemiştir. Buna karşın nem oranının çok düşük olduğu, dönenceler çevresindeki tropikal çöller, Dünya’nın en sıcak bölgelerini oluşturur.

Buharlaşma arttıkça,  havadaki nem de artar.

Buharlaşmayı etkileyen faktörler şunlardır: 

Sıcaklık:Sıcaklıkla buharlaşma doğru orantılıdır. Yani sıcaklık arttıkça buharlaşma artar.

Nem Açığı:Havadaki nem oranı  da buharlaşmayı  etkileyen faktörlerdendir.

Nem oranı az olan havada buharlaşma şiddeti artar. Bağıl nem arttıkça

buharlaşma şiddeti azalır.

Hava Hareketleri, Rüzgârlar:Durgun bir hava ortamında buharlaşma şiddeti

azdır. Yatay (rüzgâr) ve dikey (konveksiyonel) yöndeki hava hareketleri

buharlaşma şiddetini arttırır.

Hava Basıncı:Basınçla mutlak nem arasında da doğru orantı  vardır. Basınç

arttıkça mutlak nem artar, basınç azaldıkça mutlak nem de azalır.

Buharlaşma Yüzeyinin Genişliği:Özellikle buharlaşmanın  büyük oranda

gerçekleştiği deniz ve göllerin yüzeyi arttıkça buharlaşma şiddeti de artar.

Yükselti:Yükseltiye bağlı olarak sıcaklık ve basınç azalacağından buharlaşma

da azalır.

Toprak Özelliği:Koyu renkli topraklarda sıcaklık daha çok artar. Buna bağlı

olarak buharlaşma şiddeti de artar. Açık renkli topraklarda ise  buharlaşma

şiddeti daha düşüktü. Geçirimli topraklara buharlaşma oranı daha fazla olur.

Bitki Örtüsü:Bitkiler topraktan aldıkları suyun bir kısmını  terleme yoluyla

havaya verirler. Yoğun bitki örtüsünün bulunduğu yerlerde nem miktarı nispeten daha fazladır.

Okyanus Akıntıları:Sıcak su akıntılarında buharlaşma oranı  fazladır.

Dolayısıyla geçtikleri kıyılarda nem miktarını  arttırırlar. Soğuk su akıntılarında ise durum bunun tersinedir.

NEM ÜÇ ŞEKİLDE İFADE EDİLİR

1-Mutlak Nem: 1 m3 hava içerisinde bulunan su buharının gram cinsinden ağırlığına mutlak nem  denir ve g/m3  olarak ifade edilir. Mutlak nem miktarı  sıcaklıkla doğru orantılıdır.

Bu bilgiler ışığında, yeryüzünde mutlak nemin en fazla olduğu yer Ekvator ve çevresi olurken; en düşük kutuplarda görülür. Çünkü Ekvator’da hava sıcak olduğundan,daha, fazla su buharı  alabilir. Kutuplara doğru hava sıcaklığı azaldığından, nem alabilme yeteneği azalır. Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe mutlak nem azalır.

Atmosfere karışan su buharının  kaynağı yeryüzüdür. Yerden yukarılara doğru çıkıldıkça mutlak nem miktarı azalır. Çünkü deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça sıcaklık ve basınç azalır. Havanın nem alma kabiliyeti, sıcaklık düşüp, basınç azaldıkça azalır.

2. Maksimum Nem:  Hava, basıncına ve  sıcaklığına göre belirli bir miktarda nem alabilir. 1  m3  havanın alabileceği en fazla nem miktarına    maksimum    nem veya doyma noktası  denir.  Hava alabileceği kadar nem almışsa, buna doymuş hava denir.

Maksimum nem sıcaklığa bağlı olarak değişir. Isınan hava genişler. Dolayısıyla nem alma kapasitesi artar ve maksimum nem (doyma miktarı) artar. Soğuyan hava büzülür, yoğunluğu azalır. Böylece nem alma kapasitesi azalır ve doyma miktarı azalır. Sıcaklıkla doyma miktarı (maksimum nem) doğru orantılıdır. 

Havanın her sıcaklıkta taşıyabileceği nem miktarı  aynı değildir. Belirli bir sıcaklıkta, 1  m3  hava, belirli miktara kadar nem taşıyabilir.

Tabloda görüldüğü gibi sıcaklık arttıkça havanın taşıyabileceği nem miktarı,  doyma miktarı  ya da maksimum nem artar. Sıcaklık azaldıkça  havanın taşıyabileceği nem miktarı, maksimum nem ya da doyma miktarı azalır.Sıcaklıklara  göre 1m3  havanın taşıyabileceği maksimum nem  veya doyma miktarı.

Yeryüzünde sıcaklığın çok olduğu tropikal bölgeler ve sıcak çöllerde maksimum nem fazla iken, sıcaklığın düşük olduğu kutup çevresi,  yüksek dağlar ve diğer soğuk bölgelerde maksimum nem düşüktür.

3. Bağıl Nem:Havadaki mevcut nem miktarının,  taşıyabileceği nem miktarına(doyma miktarına) oranına   bağıl nem  denir. Bir başka ifade ile mutlak nem ile maksimum nem arasındaki orana bağıl nem denir. Bağıl nem yüzde (%) olarak ifade edilir. Bağıl nem şu formülle hesaplanır:Formülden de anlaşılacağı  gibi bağıl nem, mutlak nem ve doyma miktarının (maksimum nemin) etkisi altındadır. Maksimum nem de sıcaklıkla ilişkili olduğu için bağıl nem hava sıcaklığından da büyük ölçüde etkilenir. 

Örnek: 20°C’de 1m3 havada 15 gr nem bulunmaktadır. Bağıl nem oranı % kaçtır?

Çözüm :20°C’de 1m3  havanın alabileceği nem miktarı sabit 17,32 g/m3’ tür. Buna göre:

Bağıl Nem=15x100 ⇒ Bağıl Nem=% 86

                   17,32 

Bağıl nem ile mutlak nem doğru orantılıdır. Mutlak nem, arttıkça, bağıl nem de

artar; azaldıkça bağıl nem de azalır.

Bağıl nem ile doyma miktarı  (maksimum nem) arasında ters orantı  vardır.

Maksimum nem arttıkça bağıl nem azalır. 

Bağıl nem ile sıcaklık arasında da ters orantı vardır. Sıcaklık arttıkça bağıl nem azalır.

Bağıl nem, maksimum nemin az olduğu, kara içleri ve çöl bölgelerinde azdır.Buna karşın, mutlak nemin fazla olduğu Ekvatoral bölgelerde ve denizkıyılarında fazladır.

 
  
          Bağıl nem fazla                                  Bağıl nem az

Havadaki mevcut nem miktarı (mutlak nem) ile doyma miktarı (maksimum nem) arasındaki farka nem açığı  denir. Nem  açığı ne kadar az ise bağıl nem o oranda fazla olur.

Mutlak nem ile maksimum nem (Doyma miktarı)  eşit olduğunda, bağıl nem %100 olur ve hava doyma noktasına erişmiş olur. Bu, aynı zamanda yoğunlaşma noktasıdır. 

YAĞIŞ  ve YAĞIŞ ÇEŞİTLERİ

Havadaki su buharının sıvı ya da katı hale dönüşmesine yoğunlaşma denir.

Yoğunlaşmanın  meydana gelmesi havanın nem bakımından doyma noktasınıaşmasına bağlıdır. Havadaki bağıl nemin yüzde 100'e ulaştığı  noktaya doyma noktası denir. Doyma noktası aşıldığı takdirde hava su buharının fazlasını taşıyamaz.Fazla olan su buharı sıvı ya da katı hale dönüşür.

Örneğin, 1 m3 havanın 25°C sıcaklıkta taşıyabileceği nem 19,5 gramdır. 15°C de ise 10.5 gram kadar nem taşır. Buna göre. 25°C de doymuş havanın sıcaklığı 15°C ye düşerse doyma noktası aşılmış olur. Arta kalan 19,5 -10,5 = 9 gr nem yoğunlaşır.

Bir hava kütlesi; 

Soğuk bir hava kütlesi ile karşılaşırsa,

Soğuk bir bölgeden geçerse,

Yükselmeye uğrarsa, sıcaklığı  azalır  ve havanın  nem taşıma kapasitesi azalacağından  yoğunlaşma  meydana gelir.

Yine aynı hava Kütlesi; 

Sıcak bir hava kütlesiyle karşılaşırsa,

Sıcak bir bölgeden geçerse,

Alçalmaya uğrarsa, sıcaklığı  artar ve havanın  nem taşıma kapasitesi artacağından yoğunlaşma sona  erer.

Yoğunlaşma sonucunda çok küçük su  taneciklerinin bir araya gelmesiyle bulutlar oluşur.

BULUTLAR OLUŞTUKLARI YÜKSELTİYE GÖRE 3 GURUPTA İNCELENİR

Yüksek bulutlar (Sirüsler):Çok yükseklerde tüysü bir görünüme sahip, buz kristallerinden oluşan, genelde iyi hava habercisi olan fakat bazı zamanlarda beklenmedik fırtına habercisi olabilen bir buluttur. Eğer güneyli yönlerde görülürse barometre, termometre, deniz durumu ve rüzgâr iyi takip edilmelidir. Siklonik fırtına veya sıcak cephenin yaklaştığını haber veriyor olabilir. Kuzeyde gözlemleniyor ise hava yükselmiş ve geçmiştir.

Orta yükseklikteki bulutlar (Kümülüsler):Kümeler biçimindeki bulutlardır

Genellikle alt kısımları  düz ve siyah olur. Alt  kısımlarının düz  olmasının nedeni yoğunlaşmanın  aynı  seviyeden başlamasıdır. Siyah olmasının nedeni ise iri su taneciklerinden oluşmasıdır. Bu gruptaki bazı  bulutlar  yükseklere doğru büyür ve sağanak şeklinde şiddetli yağmurlar getirir.

Alçak bulutlar (Stratüs'ler):Yer'in üstünde, asılı  gri bir tabaka gibi duran koyu renkli bulutlardır. Genelde yağışlara yol açarlar.

Yukarıdaki bulutlar ana bulutlardır.  Ancak  gökyüzünde, özelliklerine göre, sirrokümülüs,  kümülonimbus, sirrostratüs gibi adlarla anılan karma bulutlar da görülür. Ayrıca, yağış bırakan bütün bulutlara nimbus adı verilmektedir.

Belirli bir anda gökyüzünün bulutlarla kaplı kısmının tüm gökyüzüne olan oranına bulutluluk denir. Bulutluluk oranı çeşitli aynalardan oluşan ve Nefometre  adı verilen bir aletle ölçülür. Buna göre, gökyüzünün oranı 10 kabul edilerek;

•0-2 oranı Açık havayı

•2-8 oranı Bulutlu havayı

•8-10 oranı Kapalı havayı ifade eder.

SİS

SİS ise yeryüzüne çok yakın oluşmuş ya da yeryüzüne çökmüş bulutlardır. Sıcak ve nemli bir havanın daha soğuk bir yerle teması  sonucu sis oluşur. Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşması  da sislere yol açar. 

Başlıca sis  oluşum  şekilleri şunlardır:

a.Rüzgar, ılık  denizlerden soğuk karaya eserse karada sis oluşur.

b.Rüzgar, sıcak denizlerden soğuk denizlere eserse soğuk sular üzerinde sis oluşur.

c.Rüzgar, sıcak karalardan soğuk denizlere eserse deniz üzerinde sis oluşur.

d.Serin denizler üzerinde alçalan hava kütleleri sis oluşumuna neden olur.

YAĞIŞ ÇEŞİTLERİ

 Atmosferdeki su buharının yoğunlaşarak sıvı ya da katı halde yeryüzüne düşmesine yağış denir.

Başlıca yağış çeşitleri şunlardır;

1.Çiy:Havadaki su buharının soğuk zeminler üzerinde, su tanecikleri şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Özellikle  ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür.

2.Kırağı:Havadaki   su buharının soğuk cisimler üzerinde, 0°C’den düşük

sıcaklıklarda kristaller şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Sonbahar aylarında ya da kış başlarında görülür.

3.Kırç:Havadaki su buharının çok soğumuş ağaç  dalları,tel, saçak,vb.cisimler üzerinde yoğunlaşarak buz tabakası  haline gelmesidir.

Kırağıdan ayrılan yönü, kristallerin üst üste yığılarak  buz tabakaları haline gelmesidir.

4.Yağmur:Bulutu oluşturan su taneciklerinin büyümesiyle oluşan su damlalarıdır. Yoğunlaşmanın  devam etmesi ile ağırlığı artan su damlaları  yağış halinde yere düşer.

5.Kar:Su buharının, yükseklerde 0°C altında yavaş yavaş yoğunlaşmasıyla oluşan buz kristalleri yere düşer. Bu tür yağışlara kar denir.

6.Dolu:Hava sıcaklığının birden bire ve büyük ölçüde azalması  sonucu yağmur damlaları  donarak buz parçacıkları halinde yere düşer. Bu yağışlara dolu denir.

Bir yere düşen yağmur miktarı plüviyometre denilen aletle ölçülür. Kar halindeki yağışların  miktarı  da su olarak hesaplanır. Bu yolla bulunan yağış miktarı 1 m2ye düşen suyun cm veya mm cinsinden yüksekliğiyle ifade edilir. Toplam yağışın mevsimlere dağılışına ise yağış rejimi denir.

HAVA KÜTLELERİ VE CEPHELER

Atmosferin sıcaklık ve nem bakımından aynı özellik gösteren büyük parçalarına

hava kütlesi denir.

Hava kütlesinin oluşum alanı, deniz yüzeyine rastlıyorsa, bu hava Kütlesine denizel hava kütlesi denir. Kara üzerinde oluşan hava kütlelerine de karasal hava kütlesi denir.

Hava kütleleri oluştukları yere göre de isim alırlar.

Başlıca dört tip hava kütlesi ayrılır.

Bunlar Ekvatoral,

Tropikal,

Polar (Kutbi)      

Arktik-Antarktik  hava  kütleleridir.

Hava kütlelerinin yer değiştirmesi hava durumu bakımından önemlidir.

Örneğin, Tropikal bölgede oluşmuş bir hava kütlesi Türkiye'yi kapladığı zaman sıcaklık yükselir. Kuzey kutup bölgesinden gelen bir hava kütlesinin yayılmasında ise Türkiye'de sıcaklık azalır.

Farklı  özellikteki hava kütlelerini birbirinden ayıran sınıra ise   cephe denir. Cephelerde çeşitli atmosfer olayları meydana gelir. Cephe boyunca karşılaşan iki hava kütlesinden, sıcak olan soğuk olanın üzerinde yükselir. Yükselme soğumaya, bulutların oluşmasına, sislere ve yağışlara neden olur.

OLUŞUMLARINA GÖRE YAĞIŞLAR

Yağışlar oluşumlarına göre üç gruba ayrılır: 

1.Yamaç Yağışları (Orografik Yağışlar):Nemli hava kütlelerinin, yatay yönde hareket ederken dağ yamaçlarına çarparak yükselmesi ve soğuması sonucu oluşan yağışlardır.

Dünya'da en çok, Güneydoğu Asya'da Orta kuşaktaki karaların batı  kıyılarında Amerika’da Kayalık  Dağları’nda, ve sıcak kuşaktaki karaların doğu kıyılarında görülür. Türkiye'de ise, Toroslar'ın  güneybatıya, Karadeniz Dağları  ile Istrancalar'ın kuzeye bakan yamaçlarında fazlaca görülür.Hava kütleleri yamaç boyunca yükselirken en fazla yağışı  500 -  1000 m yükseltiler arasına bırakırlar. Yükselti arttıkça (1000 m’lerden sonra) mutlak nem azaldığı için yağış da azalır.

2.Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim Yağışları):Güneşli ve rüzgârsız günlerde ısınan hava yükselerek soğur. Belli bir yükseltiden sonra nemin yoğunlaşması ile yağış meydana gelir.

Dünya'da en çok, Ekvatoral bölgede rastlanır. Ülkemizde ise, İç Anadolu Bölgesi'nde İlkbahar'da görülen yağışlar konveksiyonel yağışlardır. Bu yağışlar halk arasında kırkikindi yağışları olarak bilinir.

3. Cephe Yağışları (Frontal Yağışları): Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında meydana gelen yağışlardır.Dünya'da en çok, Orta kuşakta ve 60° enlemleri civarında görülür.

Türkiye'de özellikle kış mevsiminde görülen yağışların çoğu cephesel kökenlidir.Kış mevsiminde, kutuplardan kaynaklanan soğuk  hava ile Ekvatoral bölgeden kaynaklanan sıcak hava kütleleri Akdeniz üzerinde karşılaşırlar. Böylece Akdeniz tali cephesi meydana gelir. Cephe boyunca da yağışlar görülür. Anadolu üzerinde de,Sibirya yüksek basıncı  ile İzlanda alçak  basıncı ve Asor yüksek  basıncına bağlı cephe yağışları görülür.

YAĞIŞLARIN YERYÜZÜNE DAĞILIŞI

Yağışın yıl içerisine dağılışına yağış rejimi denir.Yıl içerisine her aya birbirine yakın değerlerde yağış  düşüyorsa yağış rejimi düzenli, aylar arasında  büyük farklılıklar varsa yağış rejimi düzensizdir.Genel hava dolaşımı,  kara ve deniz dağılışı, yer şekilleri yükselti  gibi nedenlerden dolayı yeryüzünün her tarafı aynı oranda yağış almaz.

Dünya üzerinde;

En yağışlı bölgeler;Ekvatoral bölge, Muson bölgeleri ve Orta kuşak karalarının batı kıyılarıdır.

En kurak bölgeler ise; Orta kuşak karalarının dağlarla  çevrili iç kısımları, dönenceler civarı, çevresine göre, alçakta kalmış yerler ve kutup çevreleridir

Türkiye'de en az yağış alan yerler Tuz gölü ve çevresi,iğdır,ergene havzası,urfa çevresi dir.

En kurak yer ise urfa çevresidir çöl karakterli rüzgarlardan dolyı buharlaşma şiddeti daha fazladır tuz gölüne göre...

10597
0
0
Yorum Yaz